Diğer şirketlerden çalışan temini için ödenen hizmet bedeli KDV’ye tabi midir?

Birçok durumda girişimcilik faaliyeti yürüten şirketler, projelerin gerçekleştirilmesi sırasında diğer işletmelerden hizmet alırlar. Bazı durumlarda ise kendi projelerinde çalıştırmak üzere başka şirketlerin çalışanlarını dahi görevlendirirler. Peki bu durumda sunulan hizmetler karşılığında ödenen bedeller KDV’ye tabi midir? Bu hizmetler nasıl belgelendirilir? Bu soruları ekonomi uzmanı Mahmud Abasguliyev açıklığa kavuşturuyor.
Vergi Kanunu’nun 13.2.11. maddesine göre hizmet (iş), mal teslimi sayılmayan ve sonuçları maddi bir nitelik taşıyan faaliyettir.
KDV açısından para ve arazi üzerindeki mülkiyet hakkının, arazi kullanım hakkının devri, arazinin kiraya verilmesi ve ayrıca işverene ücretli çalışan olarak hizmet sunulması kapsam dışında tutulmaktadır.
Hizmetlerin sunulması (işlerin yapılması) sırasında kullanılan mallar ayrıca teslim edilmiyorsa veya hizmetin (işin) bedeline dâhil olmayan telafi niteliğindeki giderler sözleşmede ya da ödeme belgelerinde ayrıca gösterilmiyorsa, söz konusu mallar veya giderler hizmetin (işin) ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, KDV açısından para ve arazi üzerindeki mülkiyet hakkının, arazi kullanım hakkının devrinin, arazinin kiraya verilmesinin ve işverene ücretli çalışan olarak hizmet sunulmasının kapsam dışında tutulmasıdır. Bunu bir örnek üzerinden daha açık şekilde açıklayabiliriz.
Örnek: Diyelim ki “AA” MMC, bir müteahhitlik sözleşmesi kapsamında yapılacak iş için düzenlenen ihaleyi kazanmıştır. Projeyi zamanında tamamlayabilmek için ek personele ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle “AA” MMC, “ZZ” MMC’ye başvurarak iş sözleşmesi bulunan 10 çalışanın belirli bir süre boyunca “AA” MMC’de çalışmasını talep eder.
Bu durumda şirketler arasında iki sözleşme imzalanmalıdır. Sözleşmelerden biri çalışanların görevlendirilmesi ve ücretlerinin ödenmesiyle ilgilidir. Bu sözleşmede yapılacak işin adı, kapsamı ve süresi, görevlendirilecek çalışanların listesi (FİN numaraları belirtilerek), iş sözleşmelerinde gösterilen brüt ücret tutarı ve her çalışanın çalışacağı saat sayısının belirtilmesi önemlidir.
Diyelim ki şirketler arasında imzalanan bu sözleşmenin aylık bedeli 30.000 manatdır. Aynı zamanda “ZZ” MMC, çalışanların başka bir şirkete tahsis edilmesi karşılığında hizmet bedeli almak üzere “AA” MMC ile ayrıca bir sözleşme imzalar. Bu sözleşmenin aylık bedeli ise 5.000 manatdır. Her iki şirketin de KDV mükellefi olduğunu varsayalım.
Bundan sonra “ZZ” MMC’nin çalışanları “AA” MMC’de çalışmaya başlar. Her ayın sonunda “ZZ” MMC elektronik fatura düzenler. Belgede iki kalem gösterilmelidir. Birinci kalemde MMC’nin kendisine ait hizmet bedeli göstərilir ve bu tutar KDV’ye tabi tutulur. İkinci kalemde ise çalışanlara maaş olarak ödenecek tutar göstərilir. Bu tutar KDV’ye tabi tutulmaz.
“AA” MMC, “ZZ” MMC’ye 5.000 manat + KDV öder. Buna ek olarak, çalışanların ücretleri için öngörülen 30.000 manatı da “ZZ” MMC’ye öder. “ZZ” MMC, 5.000 manatı KDV beyannamesinin 3 No’lu Ekinde göstererek ilgili KDV tutarını devlet bütçesine öder. 30.000 manat ise KDV’ye tabi olmayan tutar olarak gösterilir. Bu tutar çalışanların maaş kartlarına ve sosyal sigorta ödemelerine yönlendirilmelidir.
Görüldüğü üzere, 30.000 manat için KDV yükümlülüğü doğmamaktadır. “ZZ” MMC bu tutarı kâr vergisi beyannamesinde hem gelir hem de gider olarak gösterir ve gelirden indirilecek gider olarak kaydeder.
Hizmet bedeli olarak alınan 5.000 manat ise gelir olarak gösterilir ve %20 oranında kâr vergisine tabi tutulur.
“AA” MMC ise hem 30.000 manatı hem de 5.000 manatı raporlarında gider olarak gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, yapılacak işin tüm detaylarının sözleşmede açıkça belirtilmesidir. Bu, gelecekte vergi makamlarıyla ortaya çıkabilecek ihtilafların qarşısının alınmasına kömək edəcək.

Birçok durumda girişimcilik faaliyeti yürüten şirketler, projelerin gerçekleştirilmesi sırasında diğer işletmelerden hizmet alırlar. Bazı durumlarda ise kendi projelerinde çalıştırmak üzere başka şirketlerin çalışanlarını dahi görevlendirirler. Peki bu durumda sunulan hizmetler karşılığında ödenen bedeller KDV’ye tabi midir? Bu hizmetler nasıl belgelendirilir? Bu soruları ekonomi uzmanı Mahmud Abasguliyev açıklığa kavuşturuyor.
Vergi Kanunu’nun 13.2.11. maddesine göre hizmet (iş), mal teslimi sayılmayan ve sonuçları maddi bir nitelik taşıyan faaliyettir.
KDV açısından para ve arazi üzerindeki mülkiyet hakkının, arazi kullanım hakkının devri, arazinin kiraya verilmesi ve ayrıca işverene ücretli çalışan olarak hizmet sunulması kapsam dışında tutulmaktadır.
Hizmetlerin sunulması (işlerin yapılması) sırasında kullanılan mallar ayrıca teslim edilmiyorsa veya hizmetin (işin) bedeline dâhil olmayan telafi niteliğindeki giderler sözleşmede ya da ödeme belgelerinde ayrıca gösterilmiyorsa, söz konusu mallar veya giderler hizmetin (işin) ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, KDV açısından para ve arazi üzerindeki mülkiyet hakkının, arazi kullanım hakkının devrinin, arazinin kiraya verilmesinin ve işverene ücretli çalışan olarak hizmet sunulmasının kapsam dışında tutulmasıdır. Bunu bir örnek üzerinden daha açık şekilde açıklayabiliriz.
Örnek: Diyelim ki “AA” MMC, bir müteahhitlik sözleşmesi kapsamında yapılacak iş için düzenlenen ihaleyi kazanmıştır. Projeyi zamanında tamamlayabilmek için ek personele ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle “AA” MMC, “ZZ” MMC’ye başvurarak iş sözleşmesi bulunan 10 çalışanın belirli bir süre boyunca “AA” MMC’de çalışmasını talep eder.
Bu durumda şirketler arasında iki sözleşme imzalanmalıdır. Sözleşmelerden biri çalışanların görevlendirilmesi ve ücretlerinin ödenmesiyle ilgilidir. Bu sözleşmede yapılacak işin adı, kapsamı ve süresi, görevlendirilecek çalışanların listesi (FİN numaraları belirtilerek), iş sözleşmelerinde gösterilen brüt ücret tutarı ve her çalışanın çalışacağı saat sayısının belirtilmesi önemlidir.
Diyelim ki şirketler arasında imzalanan bu sözleşmenin aylık bedeli 30.000 manatdır. Aynı zamanda “ZZ” MMC, çalışanların başka bir şirkete tahsis edilmesi karşılığında hizmet bedeli almak üzere “AA” MMC ile ayrıca bir sözleşme imzalar. Bu sözleşmenin aylık bedeli ise 5.000 manatdır. Her iki şirketin de KDV mükellefi olduğunu varsayalım.
Bundan sonra “ZZ” MMC’nin çalışanları “AA” MMC’de çalışmaya başlar. Her ayın sonunda “ZZ” MMC elektronik fatura düzenler. Belgede iki kalem gösterilmelidir. Birinci kalemde MMC’nin kendisine ait hizmet bedeli göstərilir ve bu tutar KDV’ye tabi tutulur. İkinci kalemde ise çalışanlara maaş olarak ödenecek tutar göstərilir. Bu tutar KDV’ye tabi tutulmaz.
“AA” MMC, “ZZ” MMC’ye 5.000 manat + KDV öder. Buna ek olarak, çalışanların ücretleri için öngörülen 30.000 manatı da “ZZ” MMC’ye öder. “ZZ” MMC, 5.000 manatı KDV beyannamesinin 3 No’lu Ekinde göstererek ilgili KDV tutarını devlet bütçesine öder. 30.000 manat ise KDV’ye tabi olmayan tutar olarak gösterilir. Bu tutar çalışanların maaş kartlarına ve sosyal sigorta ödemelerine yönlendirilmelidir.
Görüldüğü üzere, 30.000 manat için KDV yükümlülüğü doğmamaktadır. “ZZ” MMC bu tutarı kâr vergisi beyannamesinde hem gelir hem de gider olarak gösterir ve gelirden indirilecek gider olarak kaydeder.
Hizmet bedeli olarak alınan 5.000 manat ise gelir olarak gösterilir ve %20 oranında kâr vergisine tabi tutulur.
“AA” MMC ise hem 30.000 manatı hem de 5.000 manatı raporlarında gider olarak gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, yapılacak işin tüm detaylarının sözleşmede açıkça belirtilmesidir. Bu, gelecekte vergi makamlarıyla ortaya çıkabilecek ihtilafların qarşısının alınmasına kömək edəcək.
az
en
ru