logo
  • Bakı, Azərbaycan

  • [email protected]

  • +994 70 694 24 22

  • +994 12 460 70 68

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Hizmetler
    • Muhasebe ve Finans Hizmetleri
    • Göçmenlik ve Hukuki Hizmet
    • Gümrükleme ve Brokerlik Hizmeti
    • Personel Takibi ve İnsan Kaynakları Danışmanlığı
    • İş Güvenliği ve İş Hukuku
    • Vergi Danışmanlığı
  • Kütüphane
    • Mevzuat
    • Denetim
    • İnsan Kaynakları (HR)
    • Muhasebe
  • Haberler
  • İletişim
Türkçe tr
azAzərbaycan enEnglish ruRussian

İşverene ve çalışana verilen manevi zararın tazmin edilmesi

  • Bloq
  • 21-Oca-2026, 09:52
  • 7
İşverene ve çalışana verilen manevi zararın tazmin edilmesi

İşverene ve çalışana verilen manevi zararın tazmin edilmesi


İş ilişkilerinde taraflar açısından ilgi çeken hususlardan biri de işverene ve çalışana verilen manevi zararın karşılanması meselesidir. İşveren, çalışandan kendisine verilen manevi zararın tazminini talep edebilir mi? Ya da tersine, çalışan işverenden kendisine verilen manevi zararın karşılığını isteyebilir mi? Bu sorulara uzman Nüsret Halilov açıklık getirmektedir.

İş Kanunu’nun 202. maddesinin 3. fıkrasında, işverene verilen manevi zararın parasal tutarının, onun başvurusu üzerine bu Kanun’un 290. maddesinin 3. kısmında öngörülen ilkeye göre mahkeme tarafından belirleneceği belirtilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, manevi zararın değerlendirilmesi de çalışanın veya işverenin başvurusu üzerine yargı yoluyla yapılır. Manevi zararın parasal talebinde herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Talep edilen para tutarı mahkeme tarafından uygun görülürse, manevi zarara ilişkin tazminat ödenmelidir.

Manevi zarar kavramının ispatı, maddi zarara kıyasla daha karmaşıktır. “Manevi” kelimesi “görünmeyen, duygularla hissedilebilen” anlamlarını taşır. “Zarar” kelimesi ise “bir şeyin veya bir olayın yol açtığı olumsuz, kötü sonuç, ziyan” anlamına gelir. Bu iki kelime anlamlarıyla birlikte birleştirildiğinde, bir şeyin ya da bir olayın yol açtığı, görünmeyen ancak duygularla hissedilebilen olumsuz sonuç anlamı ortaya çıkar.

Medeni Kanun’un 21. maddesine göre zarar; hakkı ihlal edilen kişinin, ihlal edilen hakkını geri kazanmak için yaptığı veya yapması gereken masraflar, malvarlığından yoksun kalması ya da malvarlığının zarar görmesi (gerçek zarar) ile hakkı ihlal edilmemiş olsaydı, normal medeni dolaşım koşullarında elde edebileceği gelirler (yoksun kalınan kâr) olarak anlaşılır.

İş Kanunu’nun 290. maddesine göre işveren, iş ilişkileri sürecinde çalışana verdiği manevi zarardan dolayı maddi sorumluluk taşır. Manevi zarara uğradığını iddia eden çalışan, bu zarara ilişkin talep ettiği miktarı dilekçesinde belirtmelidir. Çalışana verilen manevi zararın parasal tutarı; zararın toplumsal tehlikelilik derecesi, çalışanın ve işverenin kişiliği, olayın fiili koşulları ve adil bir karar verilmesi için gerekli diğer objektif hususlar dikkate alınarak, çalışanın başvurusu üzerine mahkeme tarafından belirlenir.

Ayrıca, söz konusu maddenin 3. fıkrasında çalışana verilen manevi zarar; işveren veya onun emrinde bulunan görevli kişi tarafından herhangi bir yöntemle çalışanın şeref ve haysiyetinin zedelenmesi, aşağılanması, kendisine iftira atılması, kişiliğinin hakarete uğraması, topluluk içinde küçük düşürülmesi amacıyla gerçeğe aykırı, yalan bilgilerin yayılması ile manevi değerlerine, ahlak kurallarına, milli gurur duygusuna ve inançlarına aykırı diğer fiil ve davranışlar olarak tanımlanmıştır. Maddenin içeriğinden de görüldüğü üzere mahkeme, manevi zararın miktarını olayın somut koşullarına (zarar verenin fiilinin veya ihmâlinin tehlikelilik derecesi, mağdurun yaşadığı manevi acı ve sarsıntıların niteliği ve ağırlığı, mağdurun sübjektif özellikleri vb.) göre belirler.

Daha ayrıntılı bilgi için Azerbaycan Cumhuriyeti Medeni Kanunu’nun 21 ve 23. maddelerinin yorumlanmasına ilişkin Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin 31 Mayıs 2002 tarihli Kararı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Plenumu’nun “Manevi zararın tazmini hakkında mevzuatın mahkemelerce uygulanması uygulaması”na dair 3 Kasım 2008 tarihli 7 sayılı Kararı’na bakılabilir. Anayasa Mahkemesi’nin 31 Mayıs 2002 tarihli Kararına göre, Medeni Kanun’un 21. maddesi hükümleri yalnızca gerçek zararın ve yoksun kalınan kârın tazminini öngörmektedir.

Medeni Kanun’un 23. maddesinde öngörülen zarar; şeref, haysiyet ve iş itibarı zedelenmesiyle bağlantılı olarak kişiye verilen manevi zarar (fiziksel ve manevi acılar) ile maddi zararı ifade eder. Manevi zararın tazmini ve mevzuatta öngörülen diğer sınırlamaların uygulanması, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ile korunan diğer temel hak ve özgürlüklerle orantılı olmak kaydıyla, her somut olayda mahkemenin takdirine bağlıdır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Plenumu’nun 3 Kasım 2008 tarihli 7 sayılı Kararına göre; “İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme”nin 41. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları uyarınca, kişiye hem manevi hem de maddi zarar verildiğinde manevi zarar tazmin edilebilir. Ulusal mevzuatta belirli bir hukuki ilişki bakımından manevi zararın tazminine ilişkin açık bir hükmün bulunmaması, bu talebin reddi için gerekçe sayılamaz. Azerbaycan Cumhuriyeti mevzuatı, söz konusu Sözleşme hükümleri ve AİHM içtihatları çerçevesinde “manevi zarar” kavramı; kişinin doğuştan veya kanun gereği sahip olduğu kişisel, maddi olmayan hak ve özgürlüklerinin ya da malvarlığı haklarının ihlali sonucunda yaşadığı manevi sarsıntı ve acıları ifade eder. Mağdurun manevi sarsıntı yaşaması, kendisine karşı yapılan hukuka aykırı fiil veya ihmâlin bilincinde olumsuz bir psikolojik tepkiye yol açması; acı çekmesi ise sağlığının bozulması sonucu fiziksel ıstırap çekmesi olarak anlaşılır.

Manevi zararın tazminiyle ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, kişiye manevi zarar verilmesi; yakın akrabalarını veya işini kaybetmesi, aktif sosyal yaşamdan yoksun kalması, kişisel, ailevi ve tıbbi sırlarının açıklanması, şeref, haysiyet ve iş itibarının zedelenmesi, diğer haklarının geçici olarak sınırlandırılması ya da bu haklardan mahrum bırakılması, sağlığına zarar verilmesi gibi hallerde ortaya çıkabilir. Manevi sarsıntı ve acının ağırlık derecesi, manevi zarar tazmini talebinin reddi için gerekçe değildir.

Plenum, manevi zararın tazminini talep etme hakkının yalnızca gerçek kişilere ait olduğunu açıklamaktadır. Gerçek kişilerin iş itibarını zedeleyen bilgilerin yayılmasıyla ilgili manevi zararın tazminine ilişkin kurallar, girişimciler hakkında bu tür bilgilerin yayılması hallerine de uygulanır.

Tüzel kişinin ekonomik faaliyeti ve diğer işlevleri hakkında yanlış bilgilerin yayılması, haksız rekabet yöntem ve araçlarının kullanılması (faaliyetin itibarsızlaştırılması, taklit, tüketicilerin yanıltılması vb.) sonucunda iş itibarına saldırı söz konusu olduğunda, ilgili tüzel kişi Medeni Kanun’un 21 ve 1097.1. maddelerine uygun olarak uğradığı maddi zararın tazminini talep edebilir.

Kişiye manevi zarar verilmesi; manevi sarsıntı ve acıya yol açan her türlü hukuka aykırı fiil veya ihmâl (medeni, cezai, idari vb. ihlaller) şeklinde ortaya çıkabilir. Zarar verenin aynı fiilden dolayı medeni, idari veya cezai sorumluluğa tabi tutulması, mağdurun ayrıca manevi zarar tazmini talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.

Medeni Kanun’un 1115. maddesine göre zarar, aynen tazmin yoluyla veya para ile tazmin edilerek giderilebilir. Mahkemeler, manevi zararın tazmininin kural olarak para ile belirlendiğini ve ödendiğini dikkate almalıdır. Medeni Kanun’un 23. maddesinde belirtilen hallerde manevi zarar, davalıya belirli yükümlülükler yüklenerek de giderilebilir (örneğin şeref, haysiyet ve iş itibarına zarar veren yanlış bilgilerin tekzip edilmesi, mağdurdan özür dilenmesi). Mahkeme, olayın somut koşullarına göre verdiği kararla ihlal edilen hakkın iadesini manevi zarar tazmini olarak değerlendirebilir.

Plenum, Medeni Kanun’un 1097. maddesine göre manevi zarar tazmini talebinin; davacının fiziksel ve manevi sarsıntı yaşadığının, bunun davalının hukuka aykırı fiil veya ihmâli sonucu meydana geldiğinin, fiil ile zarar arasında nedensellik bağının ve zarar verenin kusurunun tespit edilmesi halinde kabul edilebileceğini açıklamaktadır. Mahkeme, manevi zarar taleplerini incelerken yalnızca medeni sorumluluğun doğma şartlarını değil, mağdurun yaşadığı manevi sarsıntı ve acıların ne şekilde ortaya çıktığını, hangi koşullarda ve hangi fiil veya ihmâl sonucu meydana geldiğini, zarar verenin kusurunu, mağdurun yaşadığı manevi acıları ve bunları hangi miktarda veya başka bir maddi biçimde değerlendirdiğini de açıklığa kavuşturmakla yükümlüdür.

Manevi zarar tazmini davaları incelenirken, medeni ve medeni usul hukukunun genel hükümleriyle birlikte, özel mevzuat hükümleri ile örf, adet ve ahlak kuralları da dikkate alınmalıdır.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • WhatsApp
  • Email
Muhasebe ve Finans Hizmetleri
28-May-2021 | Xidmətlər

Sitede Arama

Blog Yazıları

  • İş mevzuatındaki yenilikler nelerdir?
    İş mevzuatındaki yenilikler nelerdir?
    21-Oca-2026 | Bloq
  • İşverene ve çalışana verilen manevi zararın tazmin edilmesi
    İşverene ve çalışana verilen manevi zararın tazmin edilmesi
    21-Oca-2026 | Bloq
  • Ortalama emekli maaşının 543 manattan 590 manata yükselmesi öngörülüyor
    Ortalama emekli maaşının 543 manattan 590 manata yükselmesi öngörülüyor
    19-Oca-2026 | Bloq
  • Çalışanın izinli olduğu dönemde iş sözleşmesinin süresi sona ererse…
    Çalışanın izinli olduğu dönemde iş sözleşmesinin süresi sona ererse…
    19-Oca-2026 | Bloq
  • Elektronik iş sözleşmesinin kurulma süreci nasıl olmalıdır?
    Elektronik iş sözleşmesinin kurulma süreci nasıl olmalıdır?
    16-Oca-2026 | Bloq
  • Çalışma gücünün kaybı meydana gelmediği durumlarda sigorta ödemesi yapılmayacaktır
    Çalışma gücünün kaybı meydana gelmediği durumlarda sigorta ödemesi yapılmayacaktır
    16-Oca-2026 | Bloq
  • Savaş gazileri ve şehit aileleri, taşınmaz malların tesciline ilişkin devlet harcından muaf tutulur
    Savaş gazileri ve şehit aileleri, taşınmaz malların tesciline ilişkin devlet harcından muaf tutulur
    15-Oca-2026 | Bloq
  • Azerbaycan’da vergi mükelleflerinin sayısı %5 arttı
    Azerbaycan’da vergi mükelleflerinin sayısı %5 arttı
    15-Oca-2026 | Bloq
  • Emekli maaşları bu oranda artırılacak — Bakan açıkladı
    Emekli maaşları bu oranda artırılacak — Bakan açıkladı
    14-Oca-2026 | Bloq

Hakkımızda

“AZE Consulting” Ltd. Şti. 2019 yılının Eylül ayında faaliyete başlamıştır. Şirket, faaliyete başladığı günden itibaren çeşitli sektörlerde hizmet veren kuruluşlara vergi, muhasebe hizmetleri ve muhasebe sisteminin kurulması, finansal raporlama, şirketlerin hukuki ve Göçmenlik hizmeti, Personel Takibi, insan kaynakları yönetimi ve iş güvenliği konularında hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Saatleri:

Pazartesi - Cuma: 09:00-18:00

Çalışma Dışı Günler:

Hafta Sonu ve Resmi Tatiller

İletişim:

+994 12 460 70 68
+994 70 694 24 22
[email protected]
Bakı ş., Babək plaza, mərtəbə 13
Sumqayıt ş., İ.Qayıbov k. Bina 1A

© 3435 AZE Finance | Tüm Hakları Saklıdır, created by MirTech