Gönüllü beyanın kapsamı genişletildi
Gönüllü beyanın kapsamı genişletildi

Vergi Kanunu’nun 13.2.49-2 maddesinde yapılan değişikliğe göre, gönüllü açıklamanın kapsamı genişletilmektedir. Yeniliği uzman Anar Bayramov değerlendirmiştir.
Değişiklikten önce gönüllü açıklama; yerinde (saha) vergi denetimi tamamlandıktan sonra, denetim sırasında tespit edilmeyen ve vergi yükümlülüğünün yanı sıra zorunlu devlet sosyal sigortası, işsizlik sigortası ve zorunlu sağlık sigortası primlerine ilişkin yükümlülüklerin doğmasına neden olan hususların, vergi mükellefleri tarafından vergi idarelerine gönüllü olarak beyan edilmesi anlamına gelmekteydi.
Vergi Kanunu’nda yapılan son değişikliğe göre ise gönüllü açıklama; yerinde vergi denetimi veya yatay izleme (horizontal monitoring) tamamlandıktan sonra, denetim (izleme) sırasında tespit edilmeyen ve vergi yükümlülüğünün yanı sıra zorunlu devlet sosyal sigortası, işsizlik sigortası ve zorunlu sağlık sigortası primlerine ilişkin yükümlülüklerin doğmasına neden olan hususların vergi mükellefleri tarafından vergi idarelerine gönüllü olarak beyan edilmesini, ayrıca yerinde vergi denetimi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, bu hususların Kanun’un 85.5 maddesinde belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemler için de gönüllü olarak beyan edilmesini ifade etmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, gönüllü açıklamanın vergi mükellefi açısından en önemli avantajı, bu durumda herhangi bir mali yaptırım veya ilave faiz uygulanmamasıdır. Vergi mükellefi yalnızca gönüllü açıklama kapsamında belirlenen vergi borcunu öder. Yapılan değişikliklerin karşılaştırılmasından da görüldüğü üzere, gönüllü açıklama ile ilgili iki yeni durum eklenmiştir. Birinci durum, yatay izleme tamamlandıktan sonra da vergi mükellefinin gönüllü açıklama yapabilmesidir. Ayrıca belirtelim ki, “yatay izleme” kavramı da 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Vergi Kanunu’na dâhil edilmiştir. Bu konuya ilişkin detaylı açıklamalar sonraki yazılarda verilecektir.
Örnek 1: Vergi idaresi tarafından 2027 yılında bir vergi mükellefi nezdinde yatay izleme gerçekleştirilmiştir. Vergi mükellefinin, 2028 yılında yatay izlemenin uygulandığı 2027 yılına ilişkin gönüllü açıklama yapmasına izin verilmektedir. Değişiklikten önce ise vergi mükellefinin yalnızca yerinde vergi denetimi yapıldıktan sonra gönüllü açıklama yapmasına izin verilmekteydi.
İkinci durum ise Vergi Kanunu’nda belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemlere ilişkin gönüllü beyan imkânıdır. Kanun’un 85.5 maddesine göre, vergi mükellefi; vergi raporlama döneminin sona ermesinden itibaren 3 yıl içinde, eksik tahsil edilen vergilerin, faizlerin ve mali yaptırımların hesaplanmasını ve yeniden hesaplanmasını, ayrıca fazla ödenmiş vergi, faiz ve mali yaptırım tutarlarının iadesini veya mahsup edilmesini talep etme hakkına sahiptir. Bununla birlikte, vergiye tabi raporlama döneminin sona ermesinden sonra (Kanun’un 38.3.3 ve 38.3.4 maddelerine uygun olarak yapılan yerinde vergi denetimi sonucunda verilen karar tarihinden itibaren) bu süre 5 yıl olarak uygulanır.
Örnek 2: Vergi mükellefi, 2026 yılında 2021 yılına ait vergi beyannamesi için gönüllü açıklama yapabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vergi mükellefine Vergi Kanunu’nun 85. maddesinde belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemler için de gönüllü açıklama beyannamesi sunma imkânının tanınmasıdır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, bazı durumlarda vergi mükellefleri, kâr veya gelir vergisi beyannamelerinde gönüllü açıklama yaparak yalnızca ortaya çıkan vergi yükümlülüğünü beyan etmekle kalmaz, aynı zamanda beyannamenin Ek-1 bölümünde mevcut olan uyumsuzlukları da giderme imkânı elde ederler. Örneğin, vergi mükellefi beş yıl önce sunduğu beyannamede mülkiyetinde bulunan herhangi bir varlığı beyan etmemişse, gönüllü açıklama sırasında bu eksikliği de giderebilir. Elbette bu tür durumlarda vergi idaresi tarafından uyumsuzluk yazılarının gönderilmesi ihtimali bulunmaktadır. Bu gibi hallerde, vergi mükellefinin tespit edilen farklılıklara ilişkin vergi idaresine gerekçeli bir cevap sunması gerekebilir.

Vergi Kanunu’nun 13.2.49-2 maddesinde yapılan değişikliğe göre, gönüllü açıklamanın kapsamı genişletilmektedir. Yeniliği uzman Anar Bayramov değerlendirmiştir.
Değişiklikten önce gönüllü açıklama; yerinde (saha) vergi denetimi tamamlandıktan sonra, denetim sırasında tespit edilmeyen ve vergi yükümlülüğünün yanı sıra zorunlu devlet sosyal sigortası, işsizlik sigortası ve zorunlu sağlık sigortası primlerine ilişkin yükümlülüklerin doğmasına neden olan hususların, vergi mükellefleri tarafından vergi idarelerine gönüllü olarak beyan edilmesi anlamına gelmekteydi.
Vergi Kanunu’nda yapılan son değişikliğe göre ise gönüllü açıklama; yerinde vergi denetimi veya yatay izleme (horizontal monitoring) tamamlandıktan sonra, denetim (izleme) sırasında tespit edilmeyen ve vergi yükümlülüğünün yanı sıra zorunlu devlet sosyal sigortası, işsizlik sigortası ve zorunlu sağlık sigortası primlerine ilişkin yükümlülüklerin doğmasına neden olan hususların vergi mükellefleri tarafından vergi idarelerine gönüllü olarak beyan edilmesini, ayrıca yerinde vergi denetimi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, bu hususların Kanun’un 85.5 maddesinde belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemler için de gönüllü olarak beyan edilmesini ifade etmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, gönüllü açıklamanın vergi mükellefi açısından en önemli avantajı, bu durumda herhangi bir mali yaptırım veya ilave faiz uygulanmamasıdır. Vergi mükellefi yalnızca gönüllü açıklama kapsamında belirlenen vergi borcunu öder. Yapılan değişikliklerin karşılaştırılmasından da görüldüğü üzere, gönüllü açıklama ile ilgili iki yeni durum eklenmiştir. Birinci durum, yatay izleme tamamlandıktan sonra da vergi mükellefinin gönüllü açıklama yapabilmesidir. Ayrıca belirtelim ki, “yatay izleme” kavramı da 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Vergi Kanunu’na dâhil edilmiştir. Bu konuya ilişkin detaylı açıklamalar sonraki yazılarda verilecektir.
Örnek 1: Vergi idaresi tarafından 2027 yılında bir vergi mükellefi nezdinde yatay izleme gerçekleştirilmiştir. Vergi mükellefinin, 2028 yılında yatay izlemenin uygulandığı 2027 yılına ilişkin gönüllü açıklama yapmasına izin verilmektedir. Değişiklikten önce ise vergi mükellefinin yalnızca yerinde vergi denetimi yapıldıktan sonra gönüllü açıklama yapmasına izin verilmekteydi.
İkinci durum ise Vergi Kanunu’nda belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemlere ilişkin gönüllü beyan imkânıdır. Kanun’un 85.5 maddesine göre, vergi mükellefi; vergi raporlama döneminin sona ermesinden itibaren 3 yıl içinde, eksik tahsil edilen vergilerin, faizlerin ve mali yaptırımların hesaplanmasını ve yeniden hesaplanmasını, ayrıca fazla ödenmiş vergi, faiz ve mali yaptırım tutarlarının iadesini veya mahsup edilmesini talep etme hakkına sahiptir. Bununla birlikte, vergiye tabi raporlama döneminin sona ermesinden sonra (Kanun’un 38.3.3 ve 38.3.4 maddelerine uygun olarak yapılan yerinde vergi denetimi sonucunda verilen karar tarihinden itibaren) bu süre 5 yıl olarak uygulanır.
Örnek 2: Vergi mükellefi, 2026 yılında 2021 yılına ait vergi beyannamesi için gönüllü açıklama yapabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vergi mükellefine Vergi Kanunu’nun 85. maddesinde belirtilen 3 yıllık süreden önceki dönemler için de gönüllü açıklama beyannamesi sunma imkânının tanınmasıdır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, bazı durumlarda vergi mükellefleri, kâr veya gelir vergisi beyannamelerinde gönüllü açıklama yaparak yalnızca ortaya çıkan vergi yükümlülüğünü beyan etmekle kalmaz, aynı zamanda beyannamenin Ek-1 bölümünde mevcut olan uyumsuzlukları da giderme imkânı elde ederler. Örneğin, vergi mükellefi beş yıl önce sunduğu beyannamede mülkiyetinde bulunan herhangi bir varlığı beyan etmemişse, gönüllü açıklama sırasında bu eksikliği de giderebilir. Elbette bu tür durumlarda vergi idaresi tarafından uyumsuzluk yazılarının gönderilmesi ihtimali bulunmaktadır. Bu gibi hallerde, vergi mükellefinin tespit edilen farklılıklara ilişkin vergi idaresine gerekçeli bir cevap sunması gerekebilir.


